Neyimiz var ki cazibemiz olsun.?
..

Sağınıza solunuza bir bakın. Hadi bir Urfa’ya doğru bakalım. Bakırcılar Çarşısı mı dersin, Çin Pazarı mı, Balıklıgöl mü… Her yer tıklım tıklım Yerli, yabancı turist kaynıyor.
Bir de Diyarbakır’a bakıyoruz. Alış-veriş merkezileri AVM’ler, On Gözlü Köprü, paşa konakları, tarihi camiler, tarihi kiliseler vesayir vesayir. Her köşe başında turist kaynıyor. “Gel gez beni” diye bağıran bir tarih, bir hava, bir cazibe var İnsan bir gidiyor bir daha gidesi geliyor öyle bir çekicilik var.
Birde bize bakalım. bizde de turist geliyor ama, ikinci geliş tamamen kısmet işi. Çünkü şehir merkezinin bir albenisi yok, maazallah turist şöyle bir inse, ‘Ben niye indim?’ diye kendi kendine muhasebe yapar.
Bir turist şehir merkezinde ne yapacak.?
Gezecek bir sosyal alan mı var, bir tesis mi var, bir meydan mı var.? Fotoğraf çekse bile fon yok. Yane turist tarihi yerleri geziyor ama şehir merkezine inmiyor.
Tarihi yerlere gelince.
Karakuş’tan Nemrut’a kadar her yer kupkuru.
Daha doğru dürüst tuvalet yok, dinlenme alanı yok,
Sorarsanız ‘Buralar milli park alanı bir şey yapılamaz’ derler. Oysa mevcut olanları yıktılar.
Doğrudur, bu sene Kahta’ya turist akımı oldu. Ama onun da bir sebebi var kanaatimce.
Eski Kahta Kaymakam Selami Korkutata’nın bulunduğu dönemlerde yaptığı festivaller, bienaller, gastronomi etkinliklerin etkileri çoktu.
Gelen turist zaten direkt tarihi yerlere gidiyor Nemrut’a çıkıyor. Şehir merkezine niye insin.? İnecek ne var.?
“Gel de beni gez” diyen bir yer var mı.?
İşte bu yüzden diyorum.
Neyimiz var ki cazibemiz olsun.?
Hasan Kaya: Köşe Yazısı
HABERE YORUM KAT